Sistem en başından beri çatlaktı; parçalanma kaçınılmazdı. Formun baş noktasındaki kırıklar ve çatlaklar, aklın ve toplumun bozuk doğasından bahseder. En altta, eserin yükünü taşıyan ayak ise sallantıda olan bir varoluşun, her an yıkılabilecek temellerin habercisidir. Ancak bu ikim yıkım yerinin tam ortasında, büyüleyici bir illüzyon yükselir. Kusursuzca akıp giden mavi, insanların yaşadığını sandığı o ‘güzel ve pürüzsüz’ hayatların vitrinidir. Düzen, sahte bir cennet; uçlar ise sistemin kaçınılmaz hakikatidir.